|
 |
NİHAYET KARAYOLLARI YANMAYA BAŞLADI
|
 |
19 Ağustos 2019 Pazartesi |
  
|
|
 |
 |
10 Temmuz 2003 yılında TBMM’de muhalefetin de onayıyla kabul edilen 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu sektörün tüm itirazlarına rağmen yasallaşarak karayolu taşımacılığını bitirme noktasına getirdi. Kanunda öngörülen mesleki saygınlık mali yeterlilik gibi kavramların içi boşaltıldı , sektör tamamen para üretme makinası olarak düşünüldü ve sürekli dolaylı vergiler, cezalar marifetiyle mali yeterlilik ilkesi çökertildi. Haksız rekabet maalesef bir türlü karayolu eşya ve yolcu taşımacılığında önlenmedi. Ya da önlenmek istenmedi. Sektörün plaka tahdidi talebi Brüksel’den döner diye kabul edilmedi. Ama taksi, minübüs yolcu taşımacılığında plaka tahdidi devam etti. Sektöre giriş birey ve kurum bazında zorlaştırıldığı. Fakat aslolan araç girişi bir türlü düzenlenemedi. Araç fazlalığı atıl kapasiteyi körükledi. Para kazanamayan sektör aracını yenileyemediği gibi, değişik yollardan ayakta kalmaya çalıştı. Sonuç ortada. Son bir haftada beş otobüs cayır cayır yandı ve altı vatandaşımız hayatını kaybetti.
Hakikat bu iken yanan otobüslerin elektrik kontağından yandığı gibi, sektörün zekasıyla alay edilircesine haberler yapıldı. Basın yayın kuruluşlarında doğru olan haberi manipüle ederek kamuoyuna yanıltıcı bir şekilde yansıtılması çok ciddi bir lobi faaliyeti gerektiriyor. Anlaşıldığı kadarıyla bu lobi de var. Sektörle yakından uzaktan ilgisi olan herkes bilir ki, tüm araçlarda elektrik arızalarına karşı sigorta sistemi mevcuttur. En ufak bir zorlanmada sigorta atar ve elektrik devreleri kesilir. Sigorta güçlendirilmediği sürece kablonun erimesi, yapışması ya da tutuşması söz konusu bile olamaz. Bu bilinmesine rağmen kamuoyuna koltuk arkasındaki prizden, su ısıtıcısından kaynaklandığını söylemek ve bunu yayınlamak çok manidardır. Araçlardaki yangının baş sorumlusu yapma motorin ya da kalitesiz yakıttır. Enjeksiyon sisteminden zor geçen bu yakıt, içine solvent karıştırılarak yakıtın inceltilmesi ve tutuşturulması sağlanmaktadır. Yakıtla solventin özgül ağırlıkları farklı olduğundan daha çok üstte kalan, çok iyi karışmayan solvent en ufak bir kıvılcımda tutuşmakta ve yangına sebebiyet vermektedir. Ya da motorun içerisinde çok yüksek basınç oluşturarak kartelin patlamasına ya da motorun tutuşmasına yol açmaktadır.
Sektörün mutfağından gelen herkes bu konuyu bilmektedir. Sektörün mesleki saygınlığını, mali yeterliliğini yitirdiğini görmek için daha kaç araç yanmalı? Kaç kişi ölmelidir?
Bir an önce sektörün temsilcileri ile Ulaştırma Bakanlığı bir araya gelmeli ve ülkemizde stratejik master ulaştırma projesi hazırlanmalıdır. Avrupa Birliği müktesebatına uyumdan ziyade ülkemizin sosyo-ekonomik altyapısı ile örtüşen bir plan hazırlanmalıdır. Aksi takdirde karayolu taşımacılığı önümüzdeki on yıl içerisinde sürdürülemez hale gelecektir. Bu köşemde yaklaşık beş yıldır benzer köşe yazıları yazmaktayım. Gönül isterdi ki yanılmış olayım. Çok isterdim yazdıklarımın doğru çıkmamasını, maalesef korktuğumuz şey başımıza geliyor.